ANKARA - BEHİÇBEY ORMAN FİDANLIĞI TEKNİK GEZİSİ

1 ve 2 Aralık” ta yapılan söyleşilerin devamı olarak 4 Aralık Cumartesi günü, her zamanki gibi Sıhhiye Köprüsü’nün üzerinde buluştuktan sonra, aslında kentin içinde sayılabilecek denli bize yakın Behiçbey Orman Fidanlığı’na özel araçla hareket ettik. AOÇ arazisinin içinden, daha önce yine aynı araziden ”çalınan” alanlarda kurulmuş ve gittikçe yayılan “sanayi tesisleri”nin ve bu arada Behiçbey’e yaklaştıkça bizi izleyen “çöplük” görüntüleri ve kokuları arasından hemen Behiçbey Tren İstasyonu karşısındaki fidanlığa ulaştık.

Fidanlıkta, tatil günü olmasına karşın, oldukça yoğun bir çalışma vardı. Binalar oldukça eski ve yetersiz durumdaydı. Sıcak bir karşılama sonrası, sıcak bir odada, fidanlık konusunda deneyimli teknisyen arkadaşımızla söyleşiye başladık:

Aldığımız notlardan bazıları:

  • Fidanlığın en yoğun tempolu dönemi, fidan dikim mevsimi olan (doğal olarak don olmadığı zamanlar) Kasım-Mart arasında gerçekleşiyor.
  • İşçi sayısı 60-70 kişiden 14 kişiye inmiş durumda. Bunun da 6-7’si sahada çalışıyor. Taşeron kullanmamız isteniyor ama süreli ve mali açıdan masraflı olması dolayısıyla tüm işlerde taşeron çalıştırılamıyor.
  • Bu ölçekte fidanlık sayısı ülke genelinde 10’dan 7’ye düşürüldü ama fidan üretim hedefi 10 milyon adetten 16 milyona çıkarıldı.
  • Bakanlığın ağaçlandırma sahalarına fidan yetiştiriliyor, başta Ankara çevresi olmak üzere birçok bölgeye de gönderiliyor. Bunların arasında Sinop, Şanlıurfa, Türkmenistan bile bulunmakta. Başarısız sonuçlar hakkında bize geri bildirimde bulunuyorlar.
  • Söğütözü’ndeki fidanlık satış birimi kapatıldığından bu alana hızla, idare binaları ve satış birimi kuruluyor.
  • Fidanlık arazisi 100 hektar genişliğinde ve AOÇ’ye ait.
  • Kapasite: 3 milyon fidan/yıl.
  • Genelde geniş yapraklı boylu fidan üretiliyor.
  • Tohumdan ve çelikten üretim yapılıyor.
  • Tohumdan üretme zahmetli ve zararına yapılıyor. Tohum toplama, kalite kontrolü, depolama, ekimde fireye karşı ilaçlama (kuş ve farelerin plastik kapları bile delmesi söz konusu), plastik ya da kurşun kaplardaüretme, poşete alma, toprak sağlama, sulama, ot alma.. Dolayısıyla, devlet finanse etmezse tohumdan üretim yapılamaz. O nedenle özel sektör, bu işe girmiyor yalnızca 0-1 yaşlı fidanları ucuz olarak alıp 1-3 yıl içinde çok daha büyük karlarla satıyorlar ya da çelikliyorlar. Örneğin ateş dikeni tohumdan ekilirse 7 yıl meyve vermiyor ancak çelikle oluyor.
  • Tohum toplamada geniş yapraklılar için; öncelikle yakın çevreden, daha sonra kentin parklarından yararalanılıyor, askeri birlikler de kendi alanlarından toplayıp veriyor. İbrelilerin tohumları, Kızılcahamam Fidanlığı’ndan, doğal ortamında yetişen ağaçlardan alınıyor.
  • Geniş yapraklılardan genelde yetiştirilenler; akçaağaç, yalancı akasya, adi dişbudak, at kestanesi, gladiçya, sorofa, aylantus, mahlep vb.
  • Meşe, doğal yetiştiği için ağaçlandırmada pek kullanılmıyor. Fazla kazık kök yaptığından sökülüp dikilemiyor. Çınar, özellikle soğuğa dayanıklı olmadığından tercih edilmiyor. Örneğin, 8-10 yaşındakiler bile bu nedenle kuruyabiliyor ya da 1m boyu aşamıyor.

Daha sonra sahada gezi yaptık. Kök traşlayan işçilerle, 0-1 yaşlı sedir fidanlarını daha büyük tüplere (plastik topla) özel hazırlanmış toprakla nakleden köylü kadınlarıyla konuştuk, 1,5 milyon TL’ye 4-5 yaşlı akçaağaçların dileyen herkese satılmak için hala beklediğini gördük.

Fidanlık yetkilileri, özellikle sonbaharda tohum toplamakta, gönüllülerin katkısını bekliyor. Parklardan, bahçelerden tohum toplayıp Fidanlığa getirebiliriz. İlgilenenlere duyurulur.

Son Güncelleme: 26 Kasım 2010