Çarşamba Söyleşileri - Bahar Dönemi 2003

5 Mart Ahmet DEMİRTAŞ "Başkentimizin Anıtsal Ağaçları"
12 Mart Mustafa BEKTAŞ "Örnek Bir Kırsal Kalkınma Projesi: Bayburt" 
19 Mart Doç. Dr. Kadriye SORKUN "Arı Ürünleri ve Kullanım Alanları" 
26 Mart Almila KINDAN "Uluslararası Mavi Bayrak Projesi"
2 Nisan Dr. Gülzade KAHVECİ "Bozkırlarımız – 2: İç Anadolu’da Bir Orman Restorasyonu Olabilir mi?" 
9 Nisan Doç. Dr. Sancar OZANER "Akdeniz Sahillerinde Katastrofik Plaj Erozyonu ve Deniz Kaplumbağalarına Etkisi" 
16 Nisan Yıldıray LİSE "Güneydoğu Anadolu Bölgesi Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi" 
30 Nisan Prof. Dr. Alaeddin BOBAT "Hidroelektrik Santrallarda Ekolojik Bir Sorun : Zebra Midye" 
7 Mayıs Gürsel GÜNDOĞDU "Kırsal Alanlarda Yönetim Boşluğu Üzerine Değinmeler" 
14 Mayıs Hakan BEZİRCİ "Enerjide Arayışlar ve Yenilenebilir Enerji Kaynağı: Biyokütle" 
21 Mayıs Okan ARIHAN "Bozkırın Sessiz Sakinleri Yaban Koyunları" 
28 Mayıs Prof. Dr. Gediz AKDENİZ "Kaos ve Karmaşıklık Kuramı Çerçevesinde Çevreci Hareketler" 

 

5 Mart 2003 

konuşmacı : Ahmet Demirtaş
uzmanlığı / ilgi alanları : Orman Mühendisi
söyleşi konusu : Başkentimizin Anıtsal Ağaçları
söyleşinin özeti :
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Derneği’nce yayınlanan “Başkentimizin Anıtsal Ağaçları” adlı kitapta yer alan toplam 55 ağaçla, Hikmet Birant’ın kitabında sözü edilen ve Hacı Kadın Deresi’nde bulunan 2 adet ağacın özellikleri ve anıtsal ağaç olarak belirleme çalışmaları anlatılacak; yaşanan bazı anlar ve gelecek döneme ilişkin öneriler aktarılacaktır.

12 Mart 2003

konuşmacı : Mustafa Bektaş
uzmanlığı / ilgi alanları : Kırsal Kalkınma
söyleşi konusu : Örnek Bir Kırsal Kalkınma Projesi: BAYBURT
söyleşinin özeti : Bayburt ili doğal kaynak yönetimi, erozyon kontrol ve kırsal kalkınma projesinde gözlemlerimi aktaracağım.

9 Mart 2003 

konuşmacı : Doç. Dr. Kadriye Sorkun
uzmanlığı / ilgi alanları : Bal, Polen, Propolis İle İlgili Bilimsel Araştırmalar
söyleşi konusu : Arı Ürünleri ve Kullanım Alanları
söyleşinin özeti : Önemli arı ürünü olarak bilinen bal, polen propolis, arı sütü, arı zehiri ve mum’un toplanma şekilleri, kimyasal içerikleri kullanma alanları ve bu ürünlerin yurt içinde ve dışındakı kullanımı hakkında bilgi verilecektir.

26 Mart2003 

konuşmacı : Almila Kından
uzmanlığı / ilgi alanları : Çevre Mühendisi
söyleşi konusu : Uluslararası Mavi Bayrak Projesi
söyleşinin özeti :
Uluslar arası Mavi Bayrak Projesi 1993 yılından beri ülkemizde ve 1987 yılından beri Avrupa’da uygulanan plajlar ve marinalar için bir çevre ödülü sistemidir. Projenin ülkemizde yürütümünü Uluslar arası Çevre Eğitim Vakfı’nın tam üyesi olarak Türkiye Çevre Eğitim Vakfı sağlar. Projenin ulusal düzeyde yürütümünde Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ile birlikte çalışır. Kriterlerinde yüzme suyu kalitesi, çevre yönetimi, çevre eğitimi ve bilgilendirme, donanım ve hizmetleri sorgular. Ödül bir önceki yılın çalışmaları doğrultusunda 1 yıllığına verilir. Uygulama çerçevesinde en çok faydalanan grubun turizm sektörü olması nedeniyle ‘sürdürülebilir turizm’ kavramına iyi bir örnek olarak gösterilir. Ülkemizde şuanda 22 ilimiz kıyılarından Mavi Bayrak Projesi ‘plajlar’ kapsamında değerlendirilmek üzere düzenli olarak deniz suyu numuneleri alınmakta ve AB Yüzme Suları Direktifi’nce değerlendirilir. Marinalar için deniz suyu analizleri istenmemektedir. Kriterler açısından uygun görülen plaj ve marina dosyaları Ulusal Jüri’ye sunulur. Ulusal Jüri’nin onayladığı dosyalar Uluslar arası Jüri’ye gönderilir. Nihai sonuçlar Mayıs ayında açıklanır. Ödüllü plaj ve marinalar yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde denetlenir.

2 Nisan 2003 

konuşmacı : Dr. Gülzade Kahveci
uzmanlığı / ilgi alanları : Ekoloji, Ekoturizm, Kırsal Kalkınma
söyleşi konusu : Bozkırlarımız – 2: İç Anadolu’da Bir Orman Restorasyonu Olabilir mi?
söyleşinin özeti :
Yaklaşık 10.000 yıllık tarım ve hayvancılık geçmişi olan İç Anadolu Bölgesi’nin aktüel vejetasyonu primer değildir. Yaşanılan çevre problemleri bizi İç Anadolu’nun insan tahripleri ile yok olan değerlerini yeniden kazanmaya zorlamaktadır. Doğaya uygun bir geri dönüş için öncelikle bölgenin potansiyel bitki /orman örtüsünün nasıl olduğunu bilmek gerekir. Bu amaçla kapsamlı bir doktora çalışması gerçekleştirilmiştir ve çalışmanın bir özeti iki aşamalı gerçekleşen sunumlarda anlatılmaya çalışılmaktadır.Bu çalışma daha çok bölgenin potansiyel orman örtüsünün nasıl olduğunu tespit etmek için bölgenin mevcut verileri ile geçmişe ilişkin araştırmaları bir araya getirmiştir. Sonuçta potansiyel bitki örtüsünü orman, ışıklı orman, orman stepi ve step olarak ayrılması gerektiğine karar verilmiştir. Bölgenin ormanlaşma/ormansızlaşma sürecini yeniden rekonstrükte edilmiş ve harita üzerinde adı geçen vejetasyon tipleri gösterilmiştir.

9 Nisan 2003 

konuşmacı : Doç. Dr. F. Sancar Ozaner
uzmanlığı / ilgi alanları : Kıyı Jeomorfolojisi, Doğa Eğitimi, Ekoturizm
söyleşi konusu : Türkiye’de Katostrofik Plaj Erozyonu ve Deniz Kaplumbağalarına etkisi
söyleşinin özeti :
Türkiye’nin özellikle Güney sahillerinde kıyı dengesi son yirmi yıl içerisinde plaj ve akarsu ağızlarından aşırı kum alımı, hareketli kumulların sera, yazlık konut ve tatil köyleri yapımı sonucu ortadan kaldırılması ve, akarsular üzerinde yapılan barajların denizlere taşınan kum ve çakılları tutması gibi antropojenik etkilerle hızlı bir şekilde bozulmuş ve sonuçta ciddi bir plaj erozyonu ortaya çıkmıştır. TÜBİTAK-YDABÇAG (Yer Deniz Atmosfer Bilimleri ve Çevre Araştırma Grubu) desteği ile yaptığımız bir projenin sonuçları, ve Çevre Bakanlığının koordinatörlüğünde çalışan Deniz Kaplumbağaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’ndeki çalışmalarımızdan elde ettiğimiz veriler adı geçen erozyona bağlı olarak son 40 yılda kıyı çizgisinin kara yönünde ortalama yer yer 20-210 m arasında içeriye girdiğini, bunun sonucunda halkın yaz aylarında rekreasyon amacıyla kullanageldiği plajların büyük ölçüde aşındığını, kıyıda yer alan yapıların bir kısmının yıkıldığı, bir bölümünün de yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktır. Aynı olaya bağlı olarak, Türkiye’nin Bern ve Barselona Sözleşmeleriyle korumayı taahhüt ettiği deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalları da aşınarak ortadan kalkmaktadır. Ölçüm sonuçları katostrofik kıyı erozyonunun son yıllarda giderek hızlandığını göstermektedir. Öte yandan, sera etkisine bağlı olarak da dünya genelinde deniz seviyesinin son yüz yılda ortalama 15 cm yükseldiği literatürden bilinmektedir Ülkemizde yapılan bir araştırma Antlalya bölgesinde deniz seviyesinin son 14 yılda ortalama yılda 7.3 mm yükseldiğini ortaya koymaktadır (Demir C., Gürdal M,A. 2000). Bu durumda kıyı erozyonunun önümüzdeki yıllarda hızlanarak artacağı beklenmektedir. Kıyıda yer alan yapıların bir kısmının yıkıldığı, bir bölümünün de yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktır. Aynı olaya bağlı olarak, Türkiye’nin Bern ve Barselona Sözleşmeleriyle korumayı taahhüt ettiği deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalları da aşınarak ortadan kalkmaktadır. Konuşma sırasında Akdeniz’in özellikle deniz kaplumbağaları yuvalama kumsallarını barındıran kıyılarındaki erozyon ve bunun sonucunda kaplumbağaların karşı karşıya kaldığı dramatik tablo sergilenecek, alınması gerekli önlemler belirtilecektir.

16 Nisan 2003 

konuşmacı : Yıldıray Lise
uzmanlığı / ilgi alanları : Yüksek Biyolog Genel Ekoloji, Korunan Alanlar, Yaban Hayatı
söyleşi konusu : Güneydoğu Anadolu Bölgesi Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi
söyleşinin özeti :
Projenin amacı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin içerdiği biyolojik çeşitlilik değerlerini belirleyip korunmada öncelikli alanların ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda uydu görüntüleri kullanılarak alanın vejetasyon haritası çıkarılmış, arazi çalışmaları sonucunda da bitki türleri, kuşlar, büyük memeliler, sürüngenler ve çiftyaşamlılar ile ilgili veriler toplanmıştır. Tüm veriler bir veritabanına aktarıldıktan sonra Coğrafi Bilgi Sistemleri ortamında değerlendirilip alanların önem dereceleri tespit edilerek bölgede korunmada öncelikli alanlar tespit edilmiştir.

30 Nisan 2003

konuşmacı : Prof. Dr. Alaeddin Bobat
uzmanlığı / ilgi alanları : Orman ve Su Biyolojisi, Fouling-Boring Canlılar, Ağaç Malzeme Koruma
söyleşi konusu : Hidroelektrik Santrallarda Ekolojik Bir Sorun : Zebra Midye
söyleşinin özeti :
Akarsular üzerinde inşa edilen baraj ve hidroelektrik santrallar az ya da çok oranda sucul(akuatik) ortamın ekolojik dengesini değiştirmektedirler. Akarsu düzeninden durgunsu düzenine geçilen bu gibi yerlerde, öncelikle yöresel balıkların çeşit ve miktarları değişime uğramakta; bunu mikroskobik ve makroskobik fauna ve floradaki değişiklikler izlemektedir. 1964 yılında Kovada I Hidroelektrik Santralında, izleyen yıllarda Kovada II Hidroelektrik Santralında, son yıllarda ise Fırat Irmağı üzerindeki özellikle Atatürk, Birecik ve Karkamış Hidroelektrik Santrallarında yaşanan midye sorunu bu ekolojik değişimlere en iyi örnekleri oluşturmaktadır. Zebra Midye(Dreissena polymorpha) tüm dünyada yaygın ve zararlı olan tatlısu midyelerinden en önemlisidir. Zebra midyeler tutundukları yüzeyde oluşturdukları aşırı biyokütle ile borulardaki su akışını engelleme, yenime (korozyona) neden olma, filtre ve elekleri tıkama, kötü kokular yayma gibi birçok zarara yol açarak Hidroelektrik Santrallarda teknik ve ekonomik sorunlara, tatlısu ortamında ise ekolojik sorunlara neden olmaktadırlar. Üreme ve gelişmesi ekolojik ortam ve koşullarla doğrudan bağlantılı olan bu midye türünün biyolojisi ile Hidroelektrik Santrallarda ve sucul ortamda neden olduğu ekolojik sorunlar bu söyleşi kapsamında ele alınacak ve irdelenecektir.

7 Mayıs 2003

konuşmacı : Gürsel Gündoğdu
söyleşi konusu : Kırsal Alanlarda Yaşanan Yönetim Boşluğu Üzerine Değinmeler
söyleşinin özeti :
Nüfusumuzun %40’a yakın bir kısmının yaşadığı kırsal alanlar hali hazırda bir yönetim boşluğu içindedir. Bu yönetim boşluğu hizmetlerin etkinliğinin ve verimliliğin düşmesine neden olmaktadır. Bu durum kırsal alanlardaki doğal ve kültürel mirasımızın erozyonuna neden olmaktadır.

Peki kırsal alanların yönetimindeki bu boşluk nasıl oluştu ve neden bir türlü giderilememektedir? Çözüm önerileri nedir? Bu sunuda işte bu sorular üzerinde durulacak ve dinleyicilerle karşılıklı olarak bu konular üzerinde tartışılacaktır.

21 Mayıs 2003

konuşmacı : Okan Arıhan
uzmanlığı / ilgi alanları : Tıbbi Bitkiler, Botanik, Zooloji, Kuşlar, Doğa Korumacılığı
söyleşi konusu : Bozkırın Sessiz Sakinleri Yaban Koyunları
söyleşinin özeti :
Yaban Koyunları Anadolu bozkırının En nadir canlılarından birisidir. Geçmişte çok geniş bir dağılıma sahip olan Anadolu Yaban Koyunu (Ovis gmelinii anatolica) yaşam alanlarının daralması, kaçak avcılık ve diğer sebepler yüzünden büyük bir azalma yaşamıştır. Geriye kalan son populasyonu Konya İli sınırları içinde kalan Bozdağ Yaban Hayatı Koruma Sahasında yaşamaktadır. Türün korunması için yapılan girişimler belirli ölçüde başarıya ulaşmıştır ancak tehditler devam etmektedir. Bu söyleşide yaban koyunlarının yanı sıra özellikle bozkırların hemen tümünde gözlenen problemler bu örnek tür ile de anlatılmaya çalışılacaktır.

28 Mayıs 2003

konuşmacı : Prof. Dr. Gediz Akdeniz
uzmanlığı / ilgi alanları : Fizik ve Felsefe/ Teorik Fizik, Bilim Felsefesi, Tarihi ve Sosylojisi
söyleşi konusu : Kaos ve Karmaşıklık Kuramı Çerçevesinde Çevreci Hareketler
söyleşinin özeti :
Son yıllarda kuvantum mekaniği, Gödel kuramı, kaos kuramı, fraktal geometri, büyük patlama, kendi kendine düzenleme, karmaşıklık ve öngörme üzerine yapılan çalışmalardaki gelişmelerin dünya görüşümüzü değiştirdiğini söyleniyor. Bu çalışmalara postmodern bilim diyenler var. Bunların derin felsefi ve epistemolojik kaymalara neden olduğu da iddia ediliyor. 1970’lerin ortasından itibaren yeni bir doneme girildiğini, bu yapısalcılık-sonrası dönemde bütün “bilimselcilik” eğilimlerin bir yana bırakıldığı ve belirleyici felsefenin gözle görülür bir biçimde irrasyonelizme ve nihilizme kaydığı söyleniyor. Sonra, başta tarih olmak üzere her şeyin, humanizmin, ideolojilerin, modernitenin sonunun geldiği söyleniyor. “İnsanoğlunun ideolojik evriminin son noktasına vardığı” iddia ediliyor. Onlara gore; “modern doga bilimleri bir tarihsel donusume temel olabilecek duzenleyici oldugunu kanitlamistir ve tarihin belli bir yonde gelismesini saglamistir. Modern toplumlarin artan bu tek duzeliginde insan davranışının evrimi ongorulebilir. İnsan topluklarının gelişmesinde herhangi bir insani eylem ya da kararın nihai sonuçlari önceden kestirilebilir.” Ancak, insanın gün gittikçe daha yüksek teknolojiye bulaşması, onun karmaşık olan davranışını daha karmaşık bir hale getirmektedir. Sinema, medya ve internet ile insan topluluklarının duyarlı olduğu paremetre sayısı artmaktadır. İnsan topluluklarında kaotik evrim icin gerekli doğrusal olmayan yapı olusmaktadir.Bu konuşmada, yukarıdaki gelismeleri özetleyeceğiz, bunları kaos kuramı ve karmaşıklık problemi çerçevesinde incelemeye calisacagiz. Ekolojist düşüncelerin ve çevreci hareketlerin bu incelemedeki yerini ve onemini anlamaya çalışacağız. Bunların ironik bir şekilde modern doğa bilimlerini yerini alarak insan topluluklarinin davranislarinda etkili olup tarihsel temel bir donusume neden olabilmelerinin mumkun olup olamayacagi sorusunun yanitini bulmaya calışacağız.

Son Güncelleme: 22 Ekim 2010