Ormanlarımız ’Dün’ Yandı, ’Bugün’ de Yanıyor ve ’Yarın’ da Yanacak ! (2) (Yücel ÇAĞLAR)

 Anımsanacağı gibi, 2006 yılında da çok sayıda orman yangını çıkmış ben de “yangın mevsimi” kapandıktan sonra <<Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor, “Yarın” da Yanacak !>> başlıklı bir inceleme hazırlayarak olanaklarımın elverdiğince yaymaya çalışmıştım. “Yangın mevsimi kapandıktan sonra”, çünkü, yangınlar sürerken yapılan son derece yüzeysel ve bir o denli de yanıltıcı açıklamalar ve tartışmalar bitsin, sorun olabildiğince serin kanlı biçimde tartışılsın istemişti. Söylemeye çalıştıklarım ve yazdıklarım hiçbir işe yaramadı; orman yangınlarının temel nedenleri ve söndürme çalışmalarının etkenlik düzeyleri hemen hemen hiç sorgulanmadı ve tartışılmadı. Ormanlarımız 2007 yılında da yandı. Üstelik, 2007 yılında önceki yıla göre hem daha fazla yangın çıktı hem de daha fazla ormanımız yandı. Bu yıl ise, bu kez 2007 yılına göre şimdiden daha fazla sayıda yangın çıktı ve daha geniş ormanlar yandı. Ancak, ne yetkililerin açıklamaları ne sorunun kamuoyunda ele alınış biçimi ve ne de getirilen çözüm önerileri değişti:  Orman Genel Müdürü yangınları söndürme çalışmalarında “destan yazdıklarını” öne sürdü. Yangınların kısa sürede söndürülememesi hava ve arazi koşullarının olumsuz olmasıyla açıklandı. Yine yanan ormanlar için ağıtlar yakıldı; “ciğerlerimizin yandığı” söylendi, yanan kaplumbağaların resimleri yayımlandı; yanan ormanların ekonomik değeri açıklandı. Çözüm olarak da yine her zaman olduğu gibi uçak ve helikopter yoksunluklarının giderileceği, yanan orman alanlarından bir karışının bile kimseye verilmeyeceği ve buraların derhal “derhal ağaçlandırılacağı” açıklandı, çeşitli kampanyalar düzenlendi. Çok yazık !

Öyle anlaşılıyor ki, ormanlarımız “yarın” da yanacak !. Çünkü, Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU’nun, Orman Genel Müdürü Osman KAHVECİ’nin ve yardımcısının Manavgat’taki son büyük orman yangını sürerken ve  “kontrol altına alınmasından” sonra yaptıkları açıklamalar çıkan yangınlardan, yanan ormanlardan ve yapılan yangın söndürme çalışmalarından hiçbir ders çıkarılmadığını açıklıkla ortaya koyuyor. Böyle iken, ülkemizde orman yangınlarının neden çıktığı, neden hızla yayılıp çok geniş ormanları yaktığı; söndürme çalışmalarının ne denli etkili olabildiği yine hiçbir düzlemde gerektiğince sorgulanmadı. Bu nedenledir ki, bu yıl da <<Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor ve “Yarın” da Yanacak !>> savını yineliyorum: Evet; <<- Ormanlarımız “yarın” da yanacak !>> Bu nedenle, ben 2009 yılında da “<<Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor, “Yarın” da Yanacak ! (3)>>’ü yazmak zorunda kalacağım.  

Yazmak istemiyorum.

<<Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor, “Yarın” da Yanacak ! (2)>>,

2006 yılı sonunda hazırlayıp yaymaya çalıştığım incelemede, <<Ormanlarımız “Dün” Yandı, “Bugün” de Yanıyor, “Yarın” da Yanacak !,” savını öne sürmüş ve bu savın dayanaklarını da aklımın yetebildince şöyle açıklamıştım:
Türkiye’de;

  • Ormanların % 58’ini oluşturan 120 milyon dönüm, orman yangını çıkma olasılığının en yüksek olduğu Ege ve Akdeniz Bölgelerinde bulunmaktadır.
  • Ormanların % 45,4’ünü oluşturan toplam 96 milyon dönüm, en kolay yanabilen kızılçam ve karaçam ormanlarıdır.
  • Ormanların yaklaşık 45 milyon dönümünü, yanıcı madde birikiminin, dolayısıyla yangın çıkma olasılığının en yüksek düzeyde olduğu 30-40 yaşlarına ulaşmış, yeni yetiştirilmiş ormanlar oluşturmaktadır.
  • 0rmanların içinde ve bitişiğinde yerleşik 16 bin dolayındaki köyde yaşayan 7-8 milyon köylü yurttaşımız tarım ve hayvancılık etkinliklerini çevrelerindeki ormanlarda ya da yakınında gerçekleştirmektedir.
  • Ormanların içinde ve bitişiğinde yaşayan yurttaşlarımız çevrelerindeki ormanlara ve ormancılık uygulamalarına yabancılaştırılmıştır ve bu doğrultudaki ormancılık politikalarının ve uygulamaların kapsamı giderek genişletilmektedir.
  • “Orman muhafaza memurluğu” düzeni giderek tasfiye edilmekte ve “orman koruma” çalışmaları, belirli bir ücret karşılığında köy tüzel kişiliklerine devredilmektedir.
  • Yeni ormanların yetiştirilmesi sırasında yangınlara karşı dirençli orman yapıları oluşturma ve ormanlardaki yanıcı madde birikimini azaltma tekniklerinden gerektiğince yararlanılmamaktadır.
  • Başta yangın önleme ve söndürme çalışmalarını yürüten orman işletme şeflikleri ve orman işletme müdürlükleri olmak üzere ormancılık birimlerinde yeterli sayıda ve nitelikte teknik personel ve uzman yangın söndürme işçileri işlendirilmemekte, keyfi ve partizanca uygulamalar sürdürülmektedir.
  • Orman yangınlarını söndürme çalışmalarının yönetiminde “çok başlılık”, eşgüdüm sorunları çözümlenememiştir.
  • Orman yangınları ile ilgili veritabanı ve araştırmalar yetersizdir; olanlarının gerektiğince dikkate alınmasını, yangınların dersler çıkarılabilecek deneyimler olarak değerlendirilmesini sağlayabilecek mekanizmalar işletilmemektedir.
  • Orman yangınlarının çıkma nedenlerinin hem tarihsel hem de yersel olarak büyük ölçüde değişmesine karşın, yangın önleme ve söndürme çalışmalarında geleneksel yaklaşımlar sürdürülmekte, gelişkin teknoloji ve tekniklerden yeterince yararlanılmamaktadır.
  • Kitle iletişim araçlarının orman yangınlarıyla ilgili bilgilenmeleri çoğunlukla son derece yüzeysel ve ilgilenme biçimleri de  yurttaşlarımızı bilinçlendirici doğrultuda değildir; Bakan, vali vb konumdaki yöneticilerin açıklamaları ise çoğunlukla yanıltıcıdır.

Bu saptamalarla yetinmemiş, aynı belgede;

  • Daha anlamlı, ayrıntılı ve sürekli veritabanı oluşturulmalı, araştırmalar yapılmalıdır !
  • Yönetsel yapı yenilenmeli; personel ve araç-gereç donanımı iyileştirilmelidir !
  • Orman yangını çıkma olasılığını azaltabilecek ormancılık uygulamalarına ağırlık verilmelidir !
  • Yurttaşlarımız, ormancılığımızla barıştırılmalıdır !

başlıkları altında otuzu aşkın önlem önerisine yer vermiştim Kolaylıkla kestirilebileceği gibi, bu saptamalar ve önerilerin hiçbiri, hiçbir düzlemde dikkate alınmamıştır. Ne var ki bu saptamaların ve önerilerin çoğuna tümü de AKP döneminde çok sayıda ilgili uzmanın katılım ve katkılarıyla hazırlanan çok sayıda plan, program, inceleme ve araştırmada da açıklıkla yer verilmiştir. Doğrudan orman yangınlarıyla ilgili bu belgeler ile bu belgelerde yer verilen saptamalar ile öne sürülen önerilerin kimileri aşağıda örneklenmiştir:

Türkiye Ulusal Ormancılık Programı 2004-2023
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara, Ekim 2004, Ankara

2004-2023 döneminde, Orman Genel Mdürülüğü Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, orman fakülteleri ve ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği yaparak yaşama geçirilmesi gerekli görülen eylemler şunlardır:

  • Orman yangınlarının önlenmesine yönelik ulusal orman yangın planlaması ile kurumsal ve teknik altyapının oluşturulabilmesi için; meteoroloji istasyon ağının yangına hassas alanları temsil edecek şekilde tamamlanması, yangın karar-destek sistemlerinin kurulması, yangın bilgi sisteminin geliştirilmesi.
  • Orman yangınları ve diğer biyotik ve abiyotik zararların (hava kirliliğinin ormanlar üzerine etkileri de dahil olmak üzere) nedenleri, sonuçları ve önlenmesi için gerekli tedbirlere ilişkin araştırma çalışmalarının gerçekleştirilmesi ve bu  konularda orman köylüleri ve diğer toplum kesimleri için bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarının güçlendirilmesi ve uygulanması.

Dokuzuncu Kalkınma Planı Ormanların Korunması Geliştirilmesi ve Yararlanma Özel İhtisas Alt Komisyon Raporu
TC Devlet Planlama Teşkilatı, Ankara, 2006.

  • Ormanlarımızın % 58’si yangına birinci ve ikinci derece hassas alanlardır.
  • Orman yangınları ile mücadele organizasyonumuz yangınların söndürülmesine yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Bunun için yeterli bilgi birikimi, deneyim ve eğitilmiş insan gücü mevcuttur. Ancak yangını önlemeye yönelik çalışmalar yeterli değildir.
  • Orman yangınları ile mücadelede kullanılan yangın işçilerinin yaşları 40-50 arasındadır. İşçiler yaşlıdır söndürme çalışmalarında performans düşüktür. Bu işçilerden emekli olanların yerine yenileri istihdam edilememektedir.
  • Ormanların korunmasıyla ilgili mevcut personel sayısı 5700 iken olması gereken orman muhafaza memuru sayısı 9300 dür dolayısıyla nitelikli personel ihtiyacı bulunmaktadır.
  • Ormanların daha iyi korunması ve yangınlarla mücadele için mevcut mevzuatlar gözden geçirilecek özellikle korumanın tabana yayılması için ormanların korunmasında köy tüzel kişilikleriyle yapılacak işbirliği hakkında yönetmelik çıkarılacaktır.
  • Ormanların korunması ve yangınların çıkmasının önlenmesi köy tüzel kişilikleri eliyle yaptırılması uygulamaları yaygınlaştırılacak, bu amaçla mevzuat düzenlemeleri ile köylülerin eğitimi orman teşkilatının denetim kapasitesinin güçlendirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.
  • Yangın söndürme çalışmalarında kullanılan yangın işçilerinin 30 yaşından küçük eğitimli olmalarının temin edilmelidir.
  • Kırsal alanlarda çıkan yangınlara müdahale konusunda bir boşluk bulunmakta olup, bu konuda sorumlu yerel kurum ve kuruluşlar (Valilikler,İl Özel İdareleri, Belediyeler, köy tüzel kişilikleri) önleyici tedbirler almaları için girişimlerde bulunacaktır. Yerel orman teşkilatı bunlar a lojistik destek vermesi sağlanacaktır.
  • Orman yangınları ile mücadele ulusal bir görev olup yangın organizasyonu Başbakanlığa bağlı Acil Afet Yönetim Genel Müdürlüğü bünyesi içinde yer almalıdır.

Türkiye Kamu Çevre ve Ormancılık Araştırma Programı
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara, 2006

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun kararları doğrultusunda, TÜBİTAK’ın da desteğiyle çok sayıda uzmanın katılımıyla hazırlanan Programda aşağıdaki projelere de yer verilmiştir:

  • Proje Konusu 4 : Ulusal Yangın Tehlike Oranları Sistemi

(Orman yangınları ile ilgili yangın öncesi, yangınla mücadele ve yangın sonrası planlamalarla ilgili yeterli bir sistem mevcut olmadığından, bu verileri bir sistem dâhilinde elde ederek, karar vericilere ulaştırılması gerekmektedir)

  • Proje Konusu 8: Orman Yangın Emniyet Yol ve Şeritlerinden Yararlanma Olanaklarının Araştırılması

(Yangın emniyet yol ve şeritleri mevcut haliyle erozyona açık tesisler olup, bakım maliyetlerini artırmakta ve verimli orman alanlarının bir kısmının atıl kalmasına neden olmaktadır. Orman içi köylülerinin ekonomik durumları dikkate alındığında, alternatif olarak yangın emniyet yol ve şeritlerinin ekonomik değeri olan bitkilerle desteklenmesi ve köylülerin bu alanlardan yararlanmalarının sağlanması…)

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü 2007 Faaliyet Raporu

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü  Antalya Orman Bölge Müdürlüğü Planlama ve Proje Şube Müdürlüğü, Antalya, 2007:

 
  • Antalya; Merkez ve 14 İlçesinin kendi nüfusu yanında yazın turizmin getirdiği yoğun nüfusuyla ormanlarla iç içe olduğundan, doğrudan orman ve kırsal alan yangınlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
  • Bölge Müdürlüğümüz dahilinde 2007 yılında 31.12.2007 tarihi itibariyle 265 adet yangın çıkmış 2093,19 hektar orman alanı yanmıştır. Bölge Müdürlüğümüzde Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında orman yangınlarında artış görülmektedir.
  • Ormanların korunması yangınla mücadele ve üretim ağaçlandırma ve orman bakımı işlerinde istihdam edilen Orman Muhafaza Memuru kadromuz çok yetersiz hale gelmiştir.  Bölge Müdürlüğümüzde olması gereken Orman Muhafaza Memuru sayısı 350 dir. Buna karşılık 177 memurla bu hizmet görülmeye çalışılmaktadır. Şu anda orman muhafaza memuruna acil ihtiyaç vardır.
  • Bazı işletme müdürlüklerimizdeki yetişmiş ve kalifiye personel sayısı tayin ve emeklilik işlemleri sonucu yeni memur alınmadığından çok azalmıştır. İhtiyaçların giderilmesi amacıyla bürolarda mevsimlik işçi çalıştırılmakta bu nedenle işlerin düzenli yürümesi aksamakta ve maliyet artmaktadır. Mevcut personel durumu dikkate alınarak  standart personel sayısı tespit edilmeli ve en kısa zamanda yeterli memur ataması yapılmalıdır.

Büyük Orman Yangınlarının Meteorolojik Veriler Işığın İncelenmesi
(Hazırlayanlar: M.Emin Akkaş, Cemhan Bucak,  Zülfü Boza, Dr.Hüsnü Eronat, Abdurrahman Bekereci, Ayhan Erkan, Celil Cebeci; (Devlet Meteooroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü)

  • Bugüne kadar orman yangınlarına karşı etkin bir mücadele sürdüren Orman Genel Müdürlüğü (OGM) mevcut ekipleri ve mücadele imkânları ile her yönden yangın çıkabilme ihtimaline karşı sabit merkezi noktalarda bekleyip -yangın başlama haberi geldikten sonra- harekete geçmek durumunda olan bir eylem planı geliştirebilmiştir (Pasif Savunma Sistemi). Ancak bu yeni bilgiler ışığında bugüne kadar çıkmış büyük yangınların genel kritikleri doğrultusunda mevcut sistem ile yangınların büyüme riskini azaltma imkanı olamadığından aktif savunma sistemine geçilmelidir.
  • OGM yangınla savaşım kaynaklarını işletmeler arasında dağıtırken yangına hassaslık derecelerini dikkate almaktadır. Ancak yangına hassaslık derecelerinin belirlenmesinde birtakım eksiklikler vardır. Bu yüzden yangına hassaslık dereceleri işletme şeflikleri bazında yeniden belirlenmelidir.
  • Yangın anında veya öncesinde il merkezlerindeki hava meydanlarından veya meteoroloji istasyonlarından alınan meteorolojik veriler yangın bölgesindeki gerçek değerleri kesinlikle yansıtmadığı görülmüştür. Bu sebeple her orman işletme müdürlüğü kendi mıntıkalarını karakterize edebilecek , en az 3 adet yangın ilk müdahele ekip merkezine ya da nispeten düşük rakımlı yangın gözetleme kulesine, temel ölçümleri yapabilecek (rüzgar, sıcaklık ve nemi belirleyebilen) pratik ve ekonomik seyyar meteoroloji ölçüm cihazları yerleştirmek suretiyle; kendi bölgelerindeki gerçek rüzgar hızını, sıcaklık ve nemi gözlemleyip bu veriler sayesinde çıkabilecek veya çıkmış yangınlarla ilgili mücadele stratejileri geliştirebileceklerdir.
  • Büyük orman yangınları sonucunda yangının tehlikeye sokabileceği bina, konut, turistik tesis, milli park, tabiat parkı, rekreasyon alanı gibi can ve mal güvenliği ile eşi bulunmaz nitelikteki doğal ve estetik kültürel değerleri barındıran kıymetli alanların korunması için özel önlemler alınmalıdır.
  • OGM yangın mücadele helikopterlerinden hiçbirinde gece görüş özelliği olmadığından söndürme operasyonu yapamamaktadırlar. Devam etmekte olan bir çok büyük orman yangını söndürme çalışmaları esnasında tam etkinliğini artırmak üzereyken- havanın kararması nedeniyle- bütün hava araçları yangın mahalliden geri çekilmek mecburiyetinde kalmaktadırlar.…Bu yüzden OGM yangın mücadele helikopterlerinden her yıl en az 1 tanesinin gece görüş imkanları ile donatılıp mücadeleye sokulabilmesi …
  • Genç meşcereler tesis edilirken öncelikle ağaçlandırma sahasının tamamını çevreleyen bir yangın koruma yolu tesis edilmelidir. 3-5 metre genişliğinde yangın emniyet yolları tesisi etmeden ve orman içinde en az 10 metre derinliğindeki bir şeritte yanıcı azaltma işlemi yapılmadan yangın riskini azaltmak mümkün değildir. Yangın emniyet yollarının ağaçlandırma sahasına yakın olan tarafı yangına dirençli türlerle 1-2 sıralı değil en az 6-8 sıralı şaşırtmalı çarpraz dikilecek servilerle (tercihen piramidal) yangın mücadelesinde etkili koruyucu yeşil yangın önleme perdeleri tesis etmek gerekmektedir.
  • Ağaçlandırma çalışmalarında arazi koşullarının elverdiği ölçülerde dikimler geometrik düzende (dikdörtgen ve karenin köşelerine) uygulanmaktadır. Biçimin düzgün olduğu alanlarda fidan sıraları arasında uzun ve engelsiz koridorlar oluşmakta, fidan boylarının birkaç metreye çıkması ile bu koridorlarda rüzgar hızı ve dolayısıyle yangının yayılma hızı artmaktadır. Bu sebeple fidanların şaşırtılarak dikilmesi bu tür koridorların oluşumunu engeleyerek yangın hızının düşmesine yardımcı olacaktır.
  • Sadece orman yangınları üzerinde araştırmalar yapmak üzere farklı disiplinlerden (yangın meteorolojisi, uzaktan algılama vb. gibi) çalışmaya istekli araştırmacıların bir araya gelebileceği ulusal ve uluslararası işbirliği projelerini gerçekleştirebilecek bir “Orman Yangın Araştırma Enstitüsü” nün kurulması faydalı olacaktır.
  • Anız yakma uygulamasının orman yangınına neden olmasını önleyebilmek için de arakesitte etkili bir yangın emniyet yolu oluşturulduktan sonra en güvenli anız yakma zamanı ve tekniği tarım teşkilatınca köylü vatandaşlara öğretilmelidir. Yangın koruma yolunun tarım arazilerine yakın kısmında ise tarlalar beşli pullukla iki kez gitmek suretiyle 3-3,5 m genişliğinde işlenmiş toprak şerit oluşturularak tarım/orman arakesitinde anız kökenli yangınlara karşı etkin koruma tedbirlerinin alınması çok yararlı olacaktır.
  • Tarım alanı/orman arakesitlerinde, tesis edilecek yangın emniyet yolları dışında, belli teşvikler uygulayarak, yangına neden olma riski yüksek, tahıl tarımı gibi pratiklerden, yangına neden olma riski çok düşük zeytincilik, bağcılık, incircilik, ayçiçekçiliği gibi tarım pratikleri yaygınlaştırılarak tarım alanı/orman arakesitinde orman halk ilişkileri geliştirilerek güvenlik sağlanabilecektir.
  • Bu amaçla ormanlara sınır ve orman içi köy tüzel kişiliklerine ait traktör arkasına monte edilebilecek 2,5 tonluk bir su tankı verilmesi suretiyle ile kendi bölgelerine yakınında çıkabilecek yangınlara müdahale edebileceklerini gösterebilmektedir.
  • Yangınların önlenmesinde çıkış nedenlerinin bilinmesi de çok önemlidir. Büyük yangınların mücadele organizasyonunda yangın çok geniş alanları etkilediği için genellikle yangın kontrol altına alındıktan sonra çıkış nedeni ve faili hakkında araştırmalar yapılmış, ancak zamanında bu araştırmalar tamamlanamadığı için bir çok yangın nedeni ve failleri hakkında açılan hukuki davalarda takipsizlik kararı verilerek davalar düşmüştür.
  • İncelenen büyük orman yangınlarında, yangına ilk müdahale eden ekiplerin yangın davranışı hakkında detaylı teknik bilgileri olmadığından ve yanıcı tiplerinde belirtildiği üzere yangın başladıktan sonra ki kritik ilk 1 veya 2.ci saatte yangın maksimum hıza erişmekte olduğundan, yangının ilerleme ucuna yapılan bazı müdahalelerde, maalesef can kayıpları olduğu görülmüştür. Bu nedenle yer ekiplerinin üstün gayretli çalışmalarına rağmen kesinlikle yangının ilerleme yönü istikametinde müdahalede bulunmamaları sadece şu an olduğu gibi yanlardan belli mesafelerde sıkıştırma hareketi icra etmeleri gerekmektedir.

Orman Genel Müdürlüğü 2007 Yılı Faaliyet Raporu
Orman Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Ankara, 2008.

Orman Genel Müdürlüğü’nün “Zayıf Yanları”;

  • Personel politikaları, muhafaza memurları sayısının yetersizliği, uzman personel eksikliği,
  • Çalışanların ücret yetersizliği ve diğer kuruluşlara göre ücret dengesizliğinin olması,
  • Çoğunlukla ücra ve mahrumiyet bölgelerinde çalıştırılmak zorunda olunması,
  • Politik ve sosyal baskılar›n yoğunluğu, liyakat ve kıdeme dayalı atama mekanizmalarının olmaması.

Onlarca uzman, araştırmacı ve bilimci bu araştırmaları, eylem planları ve programlarını neden ve kimler için hazırladı; bu belgelerde yer verilen görüş ve önerileri niçin geliştirdi?

Çok açık; en yalın anlatımıyla, “süs olsun” ya da deyiş yerindeyse “raflarda kalsın” diye değil kuşkusuz; gerekenler gerektiği gibi yapılsın, yapılsın da ülkemizde daha az orman yangını çıkması ve/veya daha az ormanımızın yanması; daha az yurttaşımızın daha az zarar görmesi yahut hiç görmemesi için. Ancak, örneklenen önerilerin hemen hemen hiçbiri yaşama geçirilmemiş; geçirilmediği gibi, Orman Genel Müdürlüğü tarafından artık her yıl hazırlanması alışkanlık olmuş içeriği ve biçimiyle 2008 Yılı Orman Yangınlarıyla Mücadele Eylem Planı’nda da bu gereklerin yerine getirilmesine yönelik herhangi bir önleme de yer verilmemiştir.
Gerçekler böyleyken, bu yıl da Antalya’nın Manavgat, Serik ve/veya Kumluca’da yahut Çanakkale’nin Ayvacık ilçelerinde ve ülkemizin daha birçok yöresinde giderek artan sayıda orman yangınının çıkması, daha da önemlisi çok geniş orman alanlarına zarar vermesi yalnızca olumsuz hava ve arazi koşulları ve/veya uçak ve helikopter yetersizlikleriyle açıklanamaz Açıklanıyorsa eğer bu, en başta temel görevleri ormanları korumak olanların görevlerini savsaklama suçlarını örtbas etme çabalarının yahut en hafif deyimiyle aymazlıklarının, iş bilmezliklerinin ürünüdür. Ne yazık ki, kitle iletişim araçlarının çoğunluğu da, bilerek ya da bilmeden ancak kesinlikle son derece yüzeysel bilgiler ve duygusal magazin türü yayınlarla, sorumlulara sordukları ve sormadıklarıyla sorumluların bu aymazlık ve/veya iş bilmezliklerinin gözden kaçırılmasını büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır.


Bu yıl da gündeme orman yangınlarından gerekli “dersler çıkarılmamıştır”…

Çevre ve Orman Bakanı ile Orman Genel Müdürü’nün Manavgat’taki orman yangı sürerken ve “kontrol altına alındıktan” sonra kamuoyuna yansıyan açıklamaları, siyasal iktidarın, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çıkan orman yangınlarından ve yanan ormanlardan gerekli dersleri çıkarmadığını açıklıkla ortaya koymaktadır: Bu açıklamalar ile akla getirdiği sorular aşağıda örneklenmiştir:
Orman Genel Müdürü Osman KAHVECİ:

  • Yangın 8-9 bin hektarlık alanda etkili olmuştur. Bu alan içinde 4-5 bin hektar olduğunu tahmin ettiğimiz verimli orman arazisinde tahribat yapmıştır’’ (Taşağıl Orman İşletmesi Yangın Harekat Merkezi’nde 5 Ağustos 2008 tarihinde yapılan basın toplantısındaki açıklama):

Orman yangınının “etkili olması” ne anlama gelmektedir; yangının “etkili” olduğu belirtilen 4-5 bin hektar “verimli” ormanda ve kalan yine 4-5 bin hektarda “verimli” sayılmayan orman alanında ne olmuştur?

  • ’’Kurumsal bazda, bu iklim şartları paralelinde kendi altyapımızı, müdahale gücümüzü yeni ekipmanlarla güçlendirmek suretiyle en modern yangınla mücadele sistemlerimizi kuruyoruz, ekiplerimizi ve donanımlarımızı yeniliyoruz’’ (Aynı açıklamadan).

Sözü edilen “güçlendirme” ve “yenileme” çalışmaları nelerdir ve AKP’nin 2002 yılında iktidar olmasından bu yana neden sonuçlandırılamamıştır? Ülkemizde orman yangınlarının ve yanan alanların en aza indirilebilmesi için yapılması gereken yalnızca “müdahele gücünün yeni ekipmanlarla güçlendirilmesi” ve “ekiplerin ve donanımların yenilenmesi” midir ?

  • Yangında bizim de hatalarımız olabilir” (6 Ağustos 2008 tarihli Cumhuriyet Gazetesi):

Bu hatalar nelerdir, kimler tarafından nasıl belirlenmiştir; nedenleri nedir, kimler tarafından yapılmıştır ve nelere yol açmıştır; bu hataların bir daha yapılmaması için alınması gerekli önlemler nelerdir; bu önlemler ne zaman ve nasıl belirlenecek ve ne zaman ve nasıl yaşama geçirilecektir ?
Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU:

  • Bu işin tepesindeki yetkili isim olarak söylüyorum: Yanan alan 3500-4000 hektar civarında” (3 Ağustos tarihli Hürriyet Gazetesi):

Orman Genel Müdürü’nün açıklamasına göre ise “yangın 8-9 bin hektarlık alanda etkili olmuştur”. Tümüyle ve kısmen yanan orman alanının genişliği ve nitelikleri nedir?

  • Sorumlu bir bakan olarak buradan söz veriyorum ki değil bir metrekare bir santimetrekarelik alan bile işgal edilmeyecek. Ranta dönüşmeyecek.” (6 Ağustos tarihli Hürriyet Gazetesi).

Ülkemizde bu gibi yerleri kimler, nasıl “ranta dönüştürmektedir”? Ayrıca, ülkemizin her yanında ve özellikle de Antalya yöresinde, sözgelimi;

  • Anayasanın 169 ve 170. maddelerine göre “Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyenyerlerin orman saymayabilme;
  • 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16 ve özellikle de 17 ve 115. maddelerine göre “devlet ormanı” sayılan arazileri ormancılık dışı amaçlarla kullanabilme ve 57. maddesine göre de yine “devlet ormanı” sayılan alanlarda “özel orman statüsünde orman yetiştirebilme,
  • “devlet ormanı” sayılan arazileri 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile turizm ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na göre de madencilik yatırımları yapabilme

olanakları varken kimler bu gibi yerleri “ranta dönüştürmek” ister ki?

  • 300 milyon dolara 8-10 uçaktan oluşan bir filo kurulacak” (Aynı açıklamadan):

Neden 8-10 uçaklık bir “filo” kurulacaktır? Yangınların en az zararla söndürülememesinin temel nedeni gerçekten de uçak filosunun yetersizliği midir; böyleyse eğer bu yetersizliğin başka yollarla aşılabilmesi olanaksız mıdır? 1990’lı yıllarda olduğu gibi, uçak üreticilerinin ve pazarlamacılarının Bakanlık ve Orman Genel Müdürlüğü üzerinde doğrudan ve dolaylı çeşitli baskılarına yol açabilecek bu sayılara kaynaklık eden veri ve bilgileri kimler, ne zaman ve nasıl üretmiştir?
Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kurtulmuşlu:

  • Yangının bir tek iyi tarafı, bu ormanlarda kene kalmadı. 1940 ve 1950’li yıllarda bölgede çıkan bazı büyük yangınların keneden kurtulmak isteyen köylüler tarafından çıkarıldığı anlaşılıyor.” (6 Ağustos 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi):

Kenelerin yoğun olduğu ormanlık yörelerde köylüler, Mustafa Kurtulmuşlu’nun bu akıl almaz saptamasını temel alıp da kenelerden kurtulmak için orman yakarsa ne olacaktır?

  • Antalya’nın gördüğü en büyük yangın” (2 Ağustos 2008 tarihli Cumhuriyet ve Hürriyet Gazeteleri):

Bu yıl Antalya’nın tarihinde daha önce görülmedik büyüklükteki orman yıkımlarına yol açan yangınlar, neden önceki yıllarda çıkmamıştır? Başka bir söyleyişle, Antalya’da, 2008 yılında daha önce görülmedik sayıda yangın çıkmış ve bir yangın da 8-10 bin hektar ormana zarar verebilecek boyutlara ulaşabilmiştir; arazi koşulları daha önce de aynı değil miydi; iklim koşulları daha önce, bu yıl olduğu denli hiç kötüleşmemiş miydi? 
*** 

SONUÇ YERİNE…
Türkiye’de kamu yönetimi, yaşamın tüm alanlarında çökertilmiştir. Ülkemizde, özellikle kamusal alanlarda hemen hemen her gün yaşanan bireysel ve toplumsal yıkımlar; ülke içinde ve ülkelerarası düzlemlerde gündeme gelen ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal olumsuzluklar bu gerçeği tüm boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Orman yangınlarının ve yol açtığı orman yıkımlarının en aza indirilebilmesinin büyük ölçüde rastlantılara kalması da bu durumun kaçınılamayacak sonuçlarından birisidir. Ne yazık ki, kamuoyunun bilgi ve bilinç düzeyi, bu sorun alanında da gerektiğince yüksek değildir. Dolayısıyla, siyasal iktidar, kamuoyunun görece olarak en duyarlı olduğu bu sorun alanında da deyiş yerindeyse, istediğince at oynatabilmektedir. Öyle ki, siyasal iktidar, kendi ilgili birimleri tarafından hazırlanan belgelerde yer verilen önerileri bile yaşama geçirme çabasına girmemektedir. Buna karşılık, sözgelimi;

  • Her köye bir orman !”,
  • Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçiyoruz !”,
  • Baltalık ormanlara son !”,
  • Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı !
  • Ormanların rehabilitasyonu !
  • Orman koruma çalışmalarının köy tüzel kişiliklerine bırakılması !
  • Özel ormancılık !

vb  ülkemizin orman ve ormancılık gerçekleriyle bağdaştırılamayacak etkinliklerle kamuoyunu oyalamakta; bu doğrultuda akıl almaz boyutlarda kaynak kullanabilmektedir. Üstelik, siyasal iktidar, bir yandan bu türden göstermelik etkinliklerle kamuoyunu oyalarken bir yandan da  “devlet ormanı” sayılacak alanların, başta turizm ve madencilik olmak üzere ormancılık dışı amaçlarla kullanılmasına, devlet ormancılığı düzeninin özelleştirilmesine yönelik hukuksal kurumsal ve teknik düzenlemeler yapmaktadır.
Bu nedenlerledir ki, 2008 yılında da;
<<Ormanlarımız “dün” yandı, “bugün” de yanıyor, “yarın” da yanacak !>>
savsözünün yinelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Evet; yukarıda örneklenen temel önlemler alınmadıkça, “devlet ormanı” sayılan alanların ve devlet ormancılığı düzeninin özelleştirilmesine yönelik düzenleme ve uygulamalar sürdükçe orman yangını sayılarının ve yanan alan genişliklerinin en aza indirilebilmesi, yine tümüyle rastlantılara kalacaktır. Kalmamalıdır !

* Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Üyesi. İletişim: oduncugil@yahoo.com
Son Güncelleme: 03 Aralık 2010