Anayasa Taslağı ve Ormanlarımız (Yücel ÇAĞLAR)

 ANAYASA TASLAĞINDAKİ YAPTIRIMLAR ORMANLARIMIZDAKİ ANAYASAL VE YASAL YIKIMLARI DAHA DA YOĞUNLAŞTIRIP YAYGINLAŞTIRACAKTIR!  

 

SUNUŞ
“Devlet ormanı” sayılan alanlar ülkemizde,  farklı amaçlarla da olsa tüm siyasal iktidarların ilgi odağı olmuştur. Dolayısıyla, ormanlarımızı ve ormancılığımızı ilgilendiren çok sayıda anayasal ve yasal düzenleme girişimi gündeme getirilmiştir. Başlangıçta ormanların içinde ve bitişiğinde yaşayan yoksul yurttaşlarımızı siyasal yandaş kılmak amacıyla yapılan bu düzenlemeler, özellikle 1980’lerden bu yana farklı nitelik ve boyutlar kazanmış; turizm, madencilik, inşaat, üniversite, tarım vb alanlardaki yerli ve yabancı yatırımcıların arazi gereksinmesinin karşılanmasına yönelik olmuştur. Öyle ki 1937 yılında çıkarılarak devlet ormanlarının devlet tarafından işletilmesini sağlayan 3116 ve 1945 yılında çıkarılarak ormanları devletleştiren 4785 sayılı yasalar ile 1961 Anayasası dışında bugüne değin gerçekleştirilen tüm hukuksal düzenlemeler ormanlarımızın yıkımına, talanına yol açmıştır. Anımsanacağı gibi bu doğrultudaki son girişim AKP tarafından 2003 yılında gündeme getirilmiş; devlet orman işletmeciliğinin özelleştirilmesine ve kamuoyunda “2B arazileri” olarak anılan arazilerin satılmasına yönelik Anayasa değişikliği olmuştur. AKP, şimdi, Sayın 10. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere kamuoyunun yoğun karşı çıkışı nedeniyle sonuçlandıramadığı bu yaklaşımını yeniden gündeme getirmiştir. Prof.Dr. Ergun ÖZBUDUN ve arkadaşları tarafından hazırlandığı öne sürülen Anayasa Taslağı’nın 131. maddesinde yer verilen yaptırımlar bu yaklaşımın ürünüdür ve bu içerikleriyle kesinleştirildiğinde “devlet ormanı” sayılan araziler, deyiş yerindeyse, kapanın elinde kalacak, dolayısıyla da ormanlarımızda onarılamayacak yıkımlar yaşanacaktır. Bu nedenle, gerek hazırlanma süreci ve gerekse içeriğiyle son derece antidemokratik olan Anayasa Taslağı’nın bütünü kapsamında ormanlar ve ormancılıkla ilgili yaptırımlarına da karşı çıkılması gerekmektedir.
***
Aşağıda bilgilerinize sunulan saptama ve öneriler, Anayasa Taslağı’nın özellikle bu maddelerine karşı gereğini yapacaklarını umduğum, beklediğim yurttaşlarımızın ve demokratik kitle örgütlerinin çabalarına karınca kararınca katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.  Bir yararının olmasını dilerim.
Doç.Dr.Yücel ÇAĞLAR*

12 Eylül Darbesi’nin özel koşullarında hazırlanıp yurttaşlarımıza dayatılan 1981 Anayasası’nın, özellikle 1961 Anayasası ile karşılaştırıldığında, her yönüyle antidemokratik olduğu bilinmektedir. Ek olarak, sonraki yıllarda yapılan değişikliklerle bu özelliği daha da pekiştirilen, kamusal varlıkların yerli ve yabancı sermaye tarafından yağma edilebilmesini kolaylaştıran, ulusal bağımsızlığımıza zarar verebilecek düzenlemelere dayanak olabilecek içerik kazandırılan bu Anayasanın değiştirilmesi kesin bir zorunluluktur. Ne yazık ki, sıkça dile getirilmesine karşın bu zorunluluğun yerine getirilmesine yönelik etkili çabalara girilememiştir. Dolayısıyla, yapıp ettikleriyle Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını kolaylıkla bir bir yok edebilen AKP iktidarı da, artık temel amaçlarını gerçekleştirebilecekleri bir Anayasa hazırlığı sürecine girebilmiştir. Prof.Dr. Ergun ÖZBUDUN ve arkadaşları tarafından hazırlandığı öne sürülen Anayasa taslağında yer verilen yaptırımların çoğunluğu bu doğrultuda düzenlenmiştir. Anayasa Taslağı’nın ormanlarımız ve ormancılığımızla ilgili yaptırımları ise (EK 1), 1981 Anayasasındaki talancı yaptırımları da aratabilecek olumsuzluklar taşımaktadır. Daha açık bir söyleyişle, Anayasa Taslağı’ndaki söz konusu yaptırımlar öngörüldüğü gibi yürürlüğe girdiğinde;

  • Devlet ormanları yerli ve yabancı özel girişimcilere işlettirilebilecektir,
  • Orman” sayılmayabilecek yerlerin kapsamı daha da genişletilebilecektir,
  • Ormanlara tahrip edilmesine yol açabilecek siyasal propagandalar yapılabilecektir,
  • ormanları yok edip tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürenler affedilecek ve bu gibi yerlerin yanı sıra “orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen” yerlerin de satılmasından ya da kullanım hakkıyla devredilmesinden öncelikle yararlanabilecektir,
  • “Orman vasfını yitirme durumu ile ilgili tarihsel sınırın 31.12.1981 tarihinden 23.07.2007 tarihine çekilmesiyle birlikte son 26 yıl içinde “orman niteliği” kaybettirilmiş yaklaşık 3,5 milyon dönüm orman arazisi de artık “orman” sayılmayabilecektir,
  • Şimdilerde “orman” sayılan yerler “orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmediğinde”, yalnızca ormanların içinde yerleşik köylerdeki yurttaşlarımıza değil herkese satılabilecek ve bu kişiler satın aldıkları bu gibi yerleri tarım dışı amaçlarla da kullanabilecektir,
  • Bugüne değin yapılabilen orman  sınırlarını belirleme ve tapuya tescil çalışmaları büyük ölçüde geçersizleşebilecek, mülkiyet kargaşası artabilecek ve bu nedenle de, “orman” sayılan alanların etkili biçimde yönetimi tümüyle olanaksızlaşacak; toplumsal çatışmalar gündeme gelebilecektir,
  • “Orman” sayılan alanları tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürme eylemleri özendirilecek; orman yangınları daha da artabilecektir;
  • Ormanlarımızın içinde ve bitişiğinde yaşayan yoksul yurttaşlarımızın kalkındırılmasına yönelik çalışmalar anayasal dayanaklarından yoksun kalacaktır.

Çünkü, 1982 Anayasasında bile;

  • “devlet ormanı” sayılan yerlerin yerli ve yabancı özel kişi ve kuruluşlar tarafından işletilmesine izin verilmemiştir,
  • orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen” yerlerin ancak tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar bulunması durumunda “orman” sayılmaması koşulu getirilmiş ve bu gibi yerlerin yalnızca orman içinde yerleşik köylü yurttaşlarımızın yararlanmasına tahsis edilmesi olanaklı kılınmıştır,
  • “orman niteliği” kaybetme durumuyla ilgili tarihsel sınır 31.12.1981 olarak belirlenmiş; yalnızca bu tarihten önce “orman niteliğini” kaybetmiş yerlerin “orman köylüsü” dışındaki kişi ve kuruluşlara satılması engellenmiştir,
  • Orman Köylüsünün Korunması” başlığı açılarak ormanların içindeki ve bitişiğindeki yurttaşlarımızın kalkındırılması, ormanların gözetilmesi ve işletilmesi için devletin bu yurttaşlarımızla işbirliği yapması zorunlu kılınmıştır.

***

Yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle Anayasa Taslağı’nın ormanlarımız ve ormancılığımızla ilgili yaptırımlarının yenidendüzenlenmesi gerekmektedir. Bu gereğin yerine getirilmesi sırasında  1981 Anayasasının;

  • Kıyılardan Yararlanma” başlıklı 43,
  • Toprak Mülkiyeti” başlıklı 44,
  • “Tarım, Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması” başlıklı 45,
  • Kamulaştırma” başlıklı 46,
  • Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” başlıklı 56 ve
  • Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması” başlıklı 63.

maddelerinin “Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi” başlıklı 169 ile “Orman Köylüsünün Korunması” başlıklı 170. maddelerinin;
“TOPLUMSAL, EKONOMİK VE ÇEVRESEL HAKLAR VE ÖDEVLER”
başlıklı bir “Bölüm” kapsamında birlikte ele alınması ve belirtilen maddelerin bütüncül bir yaklaşımla düzenlenmesi, düzenlemede “Su Kaynakları” ile “Biyolojik Çeşitliliğin” korunmasına yönelik yaptırımlara da yer verilmesi yöntemsel bir zorunluluktur. Aşağıda, yapılacak böylesi bir düzenlemenin ormanlar ve ormancılık boyutuna ilişkin bir öneri tartışmaya açılmıştır:

Ormanların Korunması ve Yönetilmesi

Madde ...  :
Devlet, ormanların korunması ve genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır; bu amaçla yapılacak kamulaştırmalar kanunla düzenlenir.
Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Ormanlar, kamu hizmetleri dışında ormancılık dışı amaçlarla kullanılamaz ve irtifak hakkına konu olamaz.
Devlet ormanları kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir, Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetilmesi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Bu ormanlar zaman aşımı ile mülk edinilemez.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade edilemez; ormanların tahribine yol açacak siyasi propaganda yapılamaz ve orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
Yanan ormanların yerinde yeni ormanlar yetiştirilir ve bu yerler ormancılık dışı amaçlarla kullanılamaz.
Devlet ormanlarının içindeki köylerde yaşayanların kalkındırılması ve gereken hallerde başka yerlere yerleştirilmesi, ormanların korunmasında ve işletilmesinde Devlet ile işbirliği yapması kanunla düzenlenir.

EK 1: “Prof.Dr.ERGUN ÖZBUDUN VE ARKADAŞLARI”NIN (!) “SİVİL” ANAYASA TASLAĞI’NDA ORMANLAR VE ORMANCILIK



Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi

Madde 131:

  • Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi devlete aittir. Yanan ormanların yerinde ve orman içinden  nakledilen köyler halkına ait arazilerde derhal yeni ormanlar yetiştirilir. Bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bu yerler imara açılamaz.
  • Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz ve kanuna göre buralar devletçe yönetilir, işletilir ve işlettirilir. Bu ormanlar zaman aşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
  • Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete müsaade edilemez. Münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz..
  • Aşağıda belirtilen durumlar ve yerler dışında orman sınırları daraltma yapılamaz:
    • Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanlarına veya başka alanlara dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler,
    • 23/07/2007 tarihinden önce ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik ve zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler,
    • Şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler.
  • 4. fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen yerlerin değerlendirilmesi veya gerçek ve tüzel kişilere satılması veya bedeli karşılığında kullanım hakkı verilmesi kanunla düzenlenir. Satış veya kullanım hakkı verilmesinde öncelik, fiilen bu arazileri kullananlar veya orman köylülerinindir.

 Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Üyesi-ANKARA

Son Güncelleme: 15 Kasım 2010