Anayasa Değişikliği Üzerine (İsmet ÖZTUNALI)

 Anayasa, devletin çatısını kuran ve hukuksal temelini oluşturan kurallar bütününe verilen addır. Halen, 7 Kasım 1982’de halkoyu ile kabul edilen bazı maddeleri muhtelif tarihlerde değiştirilen Anayasa yürürlüktedir. Mevcudu terk edip yeni bir Anayasa yapmaya yönelinmiştir. Böyle olunca da tartışma ve değerlendirmeler başlamıştır. 

Derneğimizin  girişimiyle bir araya gelen yakın amaçlı kuruluşların da yeni bir oluşum için kendi alanlarında görüş ve önerilerini belirtmemesi beklenemez. Bu sunuş, anılan belirtme için bir zemin oluşturma düşüncesiyle yapılmaktadır.
Ülkemizde çağdaş çevre anlayışına uygun yasal düzenlemelerin yürürlükte olan 1982 Anayasasıyla başladığı söylenmektedir. Anayasanın 56’ncı maddesi Çevre hakkını getirmektedir. Bu düzenlemenin yanı sıra, 43., 45. , 57., 63., 168. ve 169. maddelerde çevre kavramı içinde hükümler bulunmaktadır.
Ormanlar ve ormancılıkla ilgili ilk Anayasa hükmü, 9 Temmuz 1961’de kabul edilen Anayasa’nın 131.maddesidir. Sonradan, 1970 yılında 1255 sayılı yasa ile anılan 131. maddeye “bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme…” hükmü eklenmiştir. 1982 Anayasasının 169. ve 170. maddelerinde bu hüküm yer almıştır. 1961 Anayasasında bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme hali Anayasanın yürürlüğe girdiği 15 Ekim 1961 tarihi öncesi hükmü ile sınırlandırıldığı halde 1982 Anayasası sınırlama getirmemiş devamlılık sunmuştur. Bir arazinin (topraklarının) bilim ve fen bakımından değerlendirilmesi kullanımın diğer çeşitleri (tarım, hayvancılık, yerleşmeler-konut sanayi, turizm gibi) için de gerekirken yalnız ormanlar için “icat” edilmesi dikkat çekmelidir. Bu “icat”ın hiçbir bilimsel ve hukuki dayanağı yoktur. Tamamen yapay, sadece ormanları işgal edip ele geçirenlere kazandırmak için yaratılmış bir yoldur.  (Orman Kanununun 2’nci maddesi B bendinde hükme bağlandığı için 2/B olarak anılmaktadır.) Ülkemizde ormanlar, nitelik ve nicelik olarak yetersizdir. Ülke genelinde dağılımı dengesizdir.
İşlenebilir tarım arazilerinin %60’ında (16 milyon hektar) su erozyonu sorunu bulunmaktadır. Her türlü tarıma elverişli arazi varlığının sadece (yaklaşık 2 milyon hektar) %6.5 oranında olması nedeniyle, tarım arazileri geniş bir alan kapsamamaktadır. Tarım dışı kullanımlardan şikayet edilmektedir. Ülkemizin gelişme süreci, bunun doğurduğu yeni gereksinmeler, ekonominin türlü kolları arasındaki etkiler arazilerin (tarım, orman, mera) kullanım ve yararlanma yönlerini olumsuz kılmıştır.
Ayrıca, gerek nüfusu gerekse yaşam ölçüleri artan toplumun bir su tüketimi gereksinmesi yaşanmaktadır. Su yönetimi konu edilmektedir.
Dünya ölçüsünde ve doğal olarak Türkiye için de iklim değişikliği olayları bulunmaktadır.
Tüm belirtilen durum için yapılan çalışma ve düzenlemeleri kapsaması yönünde, “Devlet, toprak, su ve atmosferik kaynakların sosyal, ekonomik, kültürel ve savunma isterlerine uygun kullanılması amacı ile gerekli kuralları koyar, bu çalışmaların nasıl bir örgütlenme ve ne şekilde yapılacağı yasa ile düzenlenir” içeriğinde bir hükmün Anayasaya konulması uygun olur.
Yeni Anayasada da ormanlar ve ormancılık için hüküm bulunacağı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan 2/B arazileri için evvelce izlenip de yapılamayan satış amaçlı düzenleme olacaktır. Ayrıca, gene yukarıda belirtilen orman niteliği için “bilim ve fen” kaydının kalacağı, “Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz” hükmünün kaldırılacağı söylenmektedir. Akla gelebilecek (devlet işletmeciliğinin kaldırılması gibi) değişikliklere karşı düzenleme şöyle olabilir:
Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli yasaları koyar ve tedbirleri alır.
            Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit kullanma ve yararlanma olamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlet’e aittir.
            Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları yasaya göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar, zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
            Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
            Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devlet ile bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, bu halkın gerekirse başka yere yerleştirilmesi yasa ile düzenlenir.  
            Görüleceği gibi, bilimsel ve hukuki dayanağı bulunmayan “bilim ve fen” kaydı kaldırılmalıdır. Buna bağlı yerlerin satışı da konu olmayacaktır. Halen yürürlükte bulunan Anayasa’nın 169. maddesindeki “Yanan yerlerde orman yetiştirilir. Bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz” hükmü vardır. Bu hüküm, sayılanların dışında yararlanma olabilir anlayışına yol açmaktadır. Bu nedenle net olarak, başka çeşit bir yararlanma olmayacağını belirtmek gereklidir.

 


İsmet Öztunalı
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Üyesi 
Son Güncelleme: 15 Kasım 2010