KIZILAĞAÇLIKLAR ve AŞILI KESTANELİKLERİN GELECEĞİ, ARTIK TÜMÜYLE KÖY MUHTARLARININ ve AZALARININ ELLERİNDE...

Anımsanacağı gibi, 2003 yılının Aralık ayında çıkarılan 4999 sayılı yasayla, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun “orman” sayılacak yerleri tanımlayan 1. Maddesinin ikinci fıkrasının “H” bendi başta olmak üzere yirmi beş maddesi değiştirilmiş ve iki de yeni ek madde getirilmişti. Böylece, ormanların içindeki tapulu ve ormanların bitişiğindeki her türlü tasarruf belgesiyle özel mülkiyette bulunan kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin “orman” sayılmaması sağlanmıştı. Bu değişiklikle, ayrıca, bu kızılağaçlıklar ile aşılı kestaneliklerin sahipleri tarafından kesilmesi, taşınması ve satışları için her türlü iş ve işlem köy muhtarlıklarına bırakılmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Ana Muhalefet Partisi CHP de, bu düzenlemelerin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açmıştı. Dava sürüyor. Böyle iken, Çevre ve Orman Bakanlığı, bu kez, 19.1.2004 tarihinde çıkardığı 6336 sayılı genelgeyle, bu uygulamayı akıl almayacak bir düzen içinde başlattı. Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE’nin imzasıyla ilgili birimlere gönderilen bu genelgeye göre;
• “sahipli” olduğu edilen yerlerde “sahipleri” tarafından kesilmesi istenen kızılağaçlık ve aşılı kestaneliklere ilişkin tapular ve/veya tasarruf belgelerinin araziye uygun olup olmadığı;
• kesim yapılmasına karar verildiğinde de arazideki ağaçlar ile bu ağaçların kesilmesiyle elde edilecek tomruklar, sırıklar ve yakacak odunların niteliği ve niceliği
köy muhtarlığı tarafından belirlenecek; kızılağaçların ve aşılı kestaneliklerin kesilmesi, taşınması ve satılması ile ilgili belgeler de yine muhtarlıkça düzenlenecek.

Bu düzenleme, hukuksal dayanaktan yoksundur !
Çünkü, bu gibi işlemler bugüne değin Orman Sayılmayan Yerlerdeki Ağaç ve Ağaççıklardan Sahiplerinin Faydalanma Şekil ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılmaktaydı ve bu Yönetmelik henüz, Orman Kanunu’ndaki söz konusu değişiklik doğrultusunda düzenlenmedi. Böyle iken Çevre ve Orman Bakanlığı’nın genelgesinde belirtildiğine göre, söz konusu düzenleme; <<6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. Maddesine göre “Orman Sayılmayan Yerlerdeki Ağaç ve Ağaççıklardan Sahiplerinin Faydalanma Şekil ve Esasları Hakkında Yönetmelik”te gereken değişiklik yapılana kadar kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerde köy muhtarlıklarınca yapılacak işlemlerde birliği sağlamak ve yanlış uygulamalara yol açmamak için...>> yapıldı. Oysa bilindiği gibi, yönetmeliklerin uygulanması genelgelerle durdurulamaz ve değiştirilemez.


Başlatılan uygulama, hiçbir teknik dayanağa sahip değildir !
Çünkü; i) tapu ve/veya herhangi bir tasarruf belgesinin araziye uygunluğunun; ii) kesilmesine karar verilen kızılağaçların sahip arazilerde kesilip kesilmediğinin; iii) kesilen kızılağaçların niteliğinin ve niceliğinin kesilmesine izin verilen ağaçların nitelik ve niceliğine denkliğinin belirlenmesi gibi iş ve işlemler, bu konuda hiçbir teknik eğitime, bilgi ve beceriye sahip olmayan muhtarlara ve azalara bırakılmaktadır. Üstelik, devlet orman işletmelerinin muhtarlara ve azalara bırakılan bu işlemlerin teknik gereklere uygunluğunu denetleme olanağı da bulunmamaktadır. Böylece; devlet ormanlarındaki kızılağaçlıklarda da yasa dışı ağaç kesme eylemlerinin engellenebilmesi, tümüyle rastlantılara bırakılmış olmaktadır. Özellikle yerel seçimlerin gündemde olduğu bir dönemde başlatılmış böyle bir uygulamanın devlet ormanlarındaki kızılağaçların yasa dışı kesimini daha da hızlandıracağı açıktır.

Bu düzenleme, siyasal amaçlarla kullanılabilecektir !
Kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerdeki ağaç kesme iş ve işlemlerini tümüyle köy muhtarlarının ve azalarının insafına bırakan söz konusu düzenlemenin yerel seçimlerin öncesinde yapılması bir rastlantı değildir: Dayanağı olan yasa değişikliğinin anayasaya aykırılığının öne sürülmesine ve iptal istemli başvuruların Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmesine karşın yapılan böyle bir düzenleme, siyasal iktidara yerel seçimler için önemli siyasal olanaklar sağlamaktadır. Çok açıktır ki, siyasal iktidar da bu olanağı sınırsızca kullanacaktır. Hızla başlatılan uygulamalar bu gerçeği açıklıkla ortaya koymaktadır.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ormanlarla ilgili bu son düzenlemesi, sahipli arazilerdekilerin yanı sıra devlet ormanlarındaki kızılağaçlıkların da hızla yok edilmesine yol açacaktır. Ne yazık ki, Anayasa Mahkemesi’nin olası iptal kararı da bu yok edilişin yol açabileceği ekolojik yıkımları önleyemeyecektir.

Yücel ÇAĞLAR
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği
Yönetim Kurulu Üyesi

    

Son Güncelleme: 14 Kasım 2010